Merhabalar, hamilelik ve doğum hikayeleri bence kadınların en büyük dayanışması. Bir kadının doğum ve hamilelik sırasında yaşadıklarını, başka bir anne dışında kimse anlayamaz…

1991 senesinde hamile olduğumu öğrendim. O sıralar çalışıyordum. Yeni evlenmiştik, borca batmıştık, çalışmak durumundaydım. Doktor, hamileliğimin çok güzel devam ettiğini söyledi.  3 ay sonra ise midem bulanmaya, kusmaya ve hasta olmaya başladım. Doktora gidemedim. O zamanlar Devlet hastanelerinden randevu almak çok zordu. Bilen bilir, özeller ise bugünkü gibi ulaşılabilir durumunda değildi. Daha sonra kanamam olunca doktora gittik. Toksaplazma virüsü kapmışım. Bebeğim karnımda ölmüş. Beni zehirlemeye başlamış. Hemen almaları gerekiyormuş. Hiçbirine inanmadım önce. Daha sonra aldılar tabi bebeğimi. 27 Şubat 1991’de bebeğimden ayrıldım. Ona aldığım kıyafetler, pusetler, bebek ayakkabıları, sarılık olmasın diye sarı bezler… Hepsi geriye anı olarak kaldı. Doktorlar bir daha gebe kalırsam çok riskli olacağını söyledi.

Gene hamile kaldım. O zamanlar genç olduğum için bilinçsizim bu konularda tabi… Zor bir hamilelik oldu. 9. Aya kadar işe gidip gelmeye devam ettim. Mide bulantıları kusmalar…

Sonra kızım dünyaya geldi. Tam olarak 27 Şubat 1992 tarihinde. Hala tüylerim ürperir. Kızım dünyaya geldiğinde zayıftı. 1 kilo 200 gram doğdu. Normal doğumla dünyaya geldi. Çok kan kaybettim. Doktorlar yaşamaz dedi. Üstüne sütüm de beslemeye yetmiyordu. Ne yaptım ne ettim yaşattım kızımı. Pusetler, kıyafetler ona kısmet oldu. Şimdi 24 yaşında. Küçükken hep kayıp kardeşi ile ilgili gördüğü rüyaları anlatırdı. Allah kimsenin başına vermesin.

Artık teknoloji gelişti, doktorlar ve hastaneler daha iyi. Sorunlar gebeliğin 3. Ayında bile ortaya koyulabiliyor. Bu yüzden anne adaylarına tavsiyem, doktorlarını dinlemeleri. Her doktor aynı değil tabii ama kontrollerini aksatmasınlar. Riskli gebelikleri varsa dinlensinler. Para her şey demek değil. Hayat insanın karşısına ne çıkarır belli olmuyor. 

Yorum bırak