Author

Ali Fuat Aytekin

Browsing

İyot Eksikliği ve İyotlu Tuz

42 yaşında bir Michigand’lı olan David kendisine çok iyi bakıyordu. Düzenli olarak vitaminler alıyor, çok fazla abur cubur yemiyor ve yine düzenli olarak egzersiz yapıyordu. “Kendimi 20’li yaşlarımda olduğumdan daha iyi hissediyorum. Daha iyi besleniyorum ve enerji seviyem daha iyi durumda” dedi. Babası, annesi ve iki kız kardeşi tiroit yetmezliği tedavisi görüyordu. David’e sekiz yıl önce tiroit yetmezliği teşhisi konuldu ve düzenli olarak tiroit ilacı (Armour® thyroid) kullandı. 90’ın üzerindedir). “Buna inanamıyordum. Kendimi çok iyi hissederken iyot seviyem nasıl bu kadar düşük olabilirdi? Yıllardır vitaminler ve mineraller kullanıyordum” dedi. İyot/iyodür takviyesi (Iodoral®) almaya başladı ve hemen kendisini daha iyi hissetmeye başladı. “Enerji seviyem çarpıcı biçimde yükseldi. İyot almaya başlamadan önce kendimi iyi hissettiğimi düşünürdüm, fakat artık kendini iyi hissetmenin ne demek olduğunu gerçekten biliyorum. Daha İyot seviyeleri bir iyot/iyodür yükleme testi ile kontrol edilen David şok olmuştu. İyot seviyeleri %46.2’lik atılımın çok altında tespit edilmişti (normal atılım %iyi uyumaya başladım…

İyot Nedir Ne İşe Yarar?

100 yılı aşkın bir süredir iyot tiroit hormonu üretimi için gerekli bir element olarak bilinir. Ancak bunun dışında iyotun vücuttaki diğer etkilerinden bahsedildiği nadiren görülür. İyot vücuttaki trilyonlarca hücrenin her birinde bulunur. Yeterli düzeyde iyot olmadan yaşamın olması imkansızdır. İyot, tiroit hormonu üretimi için gerekli olmasının yanı sıra vücuttaki diğer tüm hormonların üretiminden de sorumludur. Bağışıklık sisteminin uygun biçimde işlev görmesi için yeterli düzeyde iyota ihtiyaç vardır. İyot güçlü anti-bakteriyel, parazit öldürücü, anti-viral ve anti-kanser özelliklere sahiptir. İyot ayrıca fibrokistik meme hastalığının ve yumurtalık kistlerinin tedavisinde de etkilidir. İyodun pek çok faydasından bazıları ve yeterli miktarda iyot takviyesinden yarar görülecek durumlardan bazıları Tablo 1’de (26. sayfa) listelenmiştir. Bu yazıda iyotun pek çok tedavi edici yönü değerlendirilecektir. Yaklaşık olarak 1,5 milyar insan, yani takriben dünya nüfusunun üçte biri Dünya Sağlık Örgütü’nün iyot eksikliği bölgesi olarak tanımladığı bir bölgede yaşıyor. İyot eksikliği mental retardasyon rahatsızlığı; guatr, artan çocuk ve bebek ölümleri, kısırlık,…

Kolesterolü Düşürmek İyi Bir Fikir mi?

“Bugün dün inandığım her şeye inanmıyorum. Yarın bugün inandığım her şeye inanıp inanmayacağımı merak ediyorum” Matthew Arnold Birleşik Krallık’ta halkı kolesterol ile ilgili ‘tehlikeler’ konusunda ‘eğitmek’ için oldukça fazla çaba harcandı. Bu mesajın çoğu yetişkine ulaştığını ve kolesterol görüşünü savunanların bir kolesterol korkusu oluşturmada çok başarılı olduğunu söylemek adil olacaktır. Daha çok insanı kolesterol mesajına dikkat etmeye teşvik etmek amacıyla, bu mesaj şok taktikler uygulayan televizyon reklamları ile desteklendi. Neredeyse insanlar kalp hastalığından çok kolesterolden korkar hale getirilmiş gibi görünüyor. Birleşik Krallık’ta ortalama kolesterol seviyelerinin çok yüksek olduğuna veya kolesterol seviyelerinin oldukça yükseldiğine inanmaya yönlendiriliyoruz. Aldığımız mesaja göre, Birleşik Krallık’taki en yaygın ölüm sebebi olan kalp hastalığından mustarip olan insanların sayısını azaltacaksak, kolesterolün hitap edilmesi gereken acil bir problemdir. Kandaki kolesterol seviyelerinin tarihsel trendleri hakkında direkt açıklamalar nadiren yapılıyor. Bununla birlikte, kolesterolü kuşatan yanıltıcı reklamlar kolesterol seviyelerinin son yıllarda arttığı fikrini uyandırdı ve “artış yoksa kolesterol niçin böyle bir problem…

Gıdalardaki Kolesterol ve Doymuş Yağ

“İnanç sadece zihnin sahip olduğu bir görüş değil, zihne sahip olan bir görüştür” Robert Oxton Bolt Gıdalardaki kolesterol ve doymuş yağ, klişeleşmiş biçimde  “arter tıkayıcı” olarak etiketlenir. İnsanlar bu maddeleri içeren gıdalar yemenin, erken yaşta ölüme yol açacağını düşünmeye yönlendiriliyor. Pek çok okuyucu bu görüşün hiçbir zaman ispatlanmamış bir inançtan başka bir şey olmadığını öğrenmenin şaşkınlığını yaşayacak. Sürekli olarak bu gıdaların kalp hastalığına yol açtığını duyduğumuzda, bilim adamlarının gerçekten bunun nasıl olduğunu net bir şekilde ortaya koyan deneyler yaptığını düşünürüz. Gerçek şu ki, yapılan herhangi bir deney ya ikna edici bir sonuç vermedi ya da aslında aksi görüşün doğru olduğunu kanıtladı. Bu bölümde özellikle gıda yoluyla alınan kolesterol ve doymuş yağlar, beynimiz yıkanarak kendileri hakkında inandırıldığımız şeyler bakımından ele alınıyor. Tartışma boyunca ‘iyi’ kolesterol olarak LDL’lerden ve ‘kötü’ kolesterol olarak HDL’lerden bahsetmeye ihtiyaç duyuldu. Bunların gerçekten ‘iyi’ ve ‘kötü’ olup olmadıkları ayrı bir konudur. Burada amaç sadece bize gıda yoluyla…

Kolesterolün Kalp Hastalığına Neden Olması: İmkansız!

“Gerçek zaten mevcuttur, sadece gerçek dışılığın icat edilmesi gerekir” Georges Braque Aralık 1984’te, bir Konsensüs Geliştirme Konferansı için ABD’nin Maryland eyaletine bağlı olan Bethesda’da on dört kişilik bir panel oturumu gerçekleştirildi. Bu konferans Amerikan Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü (NHLBI) tarafından organize edildi. Amaç, kolesterol ile kalp hastalığı arasındaki ilişkiyi tespit etmekti. Bu hem ölçeği hem önemi açısından anlamlı bir etkinlikti. Konferansa 600’ün üzerinde hekim/araştırmacı katıldı ve elde edilen bulguların halka verilen sağlıkla ilgili tavsiyeler üzerinde büyük bir etkisi oldu. Bir uzlaşıya varıldığında, bir öneriler raporu yayınlanacaktı. Ancak bu raporu hazırlaması için NHLBI tarafından dikkatle tek tek seçilen panel üyeleri ve sonuç olarak yayınlanan kılavuz niteliğindeki ilkeler pek çok katılımcının görüşünü teslim etmiyordu. Hipotez, kolesterol seviyeleri yükselirken kalp hastalığı riskinin de yükseldiği yönündeydi. Dolayısıyla kolesterol seviyelerini azaltarak kalp hastalığı riskini düşürebilir ve kalp krizinden ölen insan sayısını azaltabilirdik. Deliller ortaya kondu fakat birkaç araştırmacı bu hipoteze karşı çıktı. Oldukça…

Farklı İnsanlar: Farklı Beslenme Biçimleri

Beslenme düzeni ve besinle ilgili raporlar çelişkilerle dolu. Dünün ‘süper gıdası’ bugünün kanserojen gıdası haline geliyor. Üç farklı kaynaktan beslenme ile ilgili tavsiye istersek, muhtemelen üç farklı cevap alırız. Bazı insanların cevap aramaktan vazgeçmesine ve sağlıklı beslenme ile ilgili tavsiye almak için yüzlerini nereye döneceklerini bilmemelerine şaşmamak lazım. Gelip geçici moda niteliğinde pek çok çeşit diyeti kapsayan, milyarlarca sterlinlik bir diyet endüstrisi ortaya çıktı. Bu diyetlerin her biri ile diğerleri arasındaki temel farklılıklardan biri, önerilen karbonhidrat, protein ve yağ oranlarıyla ilgilidir. Bazı uzmanlar düşük karbonhidratlı/yüksek proteinli bir beslenme düzeni önerirken, diğerleri yüksek karbonhidratlı/düşük proteinli ve yağlı bir beslenme programı öneriyor. Desteklenmesi için her bir beslenme programının sayısız başarı hikayesi olsa da, farklı beslenme düzenlerine ilişkin öneriler birbirlerinin tamamen tersidir. Birbirine tamamen zıt olan yaklaşımlar nasıl olur da aynı sonucu verir? Yetkililer tüm ulus için beslenme ile ilgili önerilerde bulunduklarında, basitçe “tek beden herkese uyar” mantığıyla bir dizi yönlendirici ilke sunma…

Tahıllar kalp Hastalığı Nedeni Olabilir!

Kandaki yüksek seviyeli trigliseridler sadece diyabet hastalığına katkı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kalp hastalığı riskini de artırabilir. Yüksek trigliserit seviyeleri yıllardır kalp hastalığı ile ilişkili oldu. Bazı araştırmacılar, yüksek trigliserit seviyelerinin diğer risk faktörlerinden bağımsız biçimde direkt olarak kalp hastalığı riskini artırdığı görüşüne sahip oldu. Diğer uzmanlar, yüksek bir trigliserit seviyesinin oksitlenmeleri daha muhtemel olan daha çok sayıda küçük yoğun LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) partikülleriyle sonuçlanmasına odaklandı. İngiliz kalp Vakfı (British Heart Foundation) ve Heart UK adlı yardım kuruluşu, insanlara kalp hastalığı riskini azaltmak için trigliserit seviyelerini azaltmalarını tavsiye ediyor . Ancak her iki kurum da ayrıca yüksek trigliseridlere sahip olmanın sebebinin çok fazla yağ yemek olduğunu ifade eder. Sırf trigliserit bir tür yağ olduğu için, yenen yağın kanda yüksek seviyelerde trigliseridlere neden olacağı varsayılır. Oysa yüksek trigliserit seviyeleri aslında beslenme düzenindeki aşırı yağ alımından değil, aşırı karbonhidrat alımından kaynaklanır. Bunun nedeni, kan dolaşımındaki aşırı glikozun (çok fazla karbonhidrat tüketmekten…

Diyabet ve Yanlış Bildiklerimiz

Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki tür diyabet vardır. Tip 1 diyabet hastalıkları genellikle hayatın çok erken dönmelerinde ortaya çıkar. Bunlar, pankreasın insülin üretememesiyle ilişkilidir. Tip 1 diyabet hastalıkları çoğu zaman insüline-bağımlı diyabet hastalıkları olarak adlandırılırlar, çünkü bu durumdaki insanlara günlük olarak insülin enjeksiyonları yapılması zorunludur. Tip 2 diyabet hastalıkları ise genellikle hayatın ileri dönemlerinde gelişirler ve Tip 1 diyabet hastalıklarına göre daha yaygındırlar. Diyabet teşhisi konulan insanların yüzde doksanı kadarında Tip 2 türü diyabet vardır (20). Tip 2 diyabeti olanlarda, pankreas tarafından üretilen insülin miktarı eksiktir fakat bu hastalar insülin enjeksiyonuna bağımlı değildirler. Tip 2 diyabet hastalıklarında da vücudun insülini kullanma biçimi bozuk olabilir. Prediyabetik olarak bilinen durumda olan bazı kişiler de vardır. Bu durum, insülinin etkilerinin bozuk olduğu fakat bu bozukluğun diyabet hastalığı teşhisi ile ilişkili olacak derecede olmadığı anlamına gelir. Gördüğümüz gibi, kan şekeri seviyelerinin düşürülmesi için insüline ihtiyaç vardır. Bu nedenle, her türlü diyabet…

Tahıllar Bizi Nasıl Şişmanlatır?

Bütün çiftçiler, tahılla beslenmeleri halinde sığırların daha çabuk şişmanlayacağını bilir. Süpermarketlerden alınan sığır etlerinin çoğunun tahılla beslenen sığırlardan elde edilmesinin nedenlerinden biri de budur. Sığırlar ot yemek üzere tasarlanmıştır ve tüm beslenme düzenleri tahıllardan (buğday ve mısır gibi) oluştuğunda, sıklıkla hastalanırlar ve etlerinden elde edilen yağların ve proteinin kalitesi düşer (9). Tahılla beslenen hayvanlar, otla beslenen hayvanlara kıyasla 1/3-3 kat daha yağlı olurlar. Bu yağ başlı başına kötü bir şey değildir ve bu durum sadece tahılların hayvanları daha hızlı şişmanlattığı gerçeğini ortaya koyar. Sorun, tahılların insanları da şişmanlatıyor olmasıdır. Mutlak öncelik olarak, kan dolaşımındaki şeker miktarının düzenlenmesi gerekir. Seviye 40 mg/dl (miligram/desilitre) veya 2.2 mmol/l (milimol/ litre) değerinin altına düşerse, koma, felç veya ölüm gerçekleşebilir. 180 mg/dl veya 10mmol/l değerlerini aşan seviyeler, kalp hastalığı ve böbrek yetmezliği ile ilişkilidir (11). Bu nedenle vücut, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmaya yönelik bir düzenleyici sisteme sahiptir. Bu düzenleyici sistem, insülin ve glukagon…

Daha Fazla Tahıl: Daha Fazla Sorun!

Tahıllar; buğday, pirinç, darı, mısır, kılçıksız buğday, çavdar, arpa, yulaf, karabuğday, horozibigi çiçegi, kinoa, tritikale ve kamutun dahil olduğu bir gıda grubudur. Bu gıdalar çoğu zaman nişastalı karbonhidratlar (büyük miktarda nişasta içerdikleri için) veya kompleks karbonhidratlar (daha kompleks yapılar oluşturmak üzere bir araya gelen basit şekerler) olarak anılırlar. Tahıl bazlı gıdalar Birleşik Krallık’ta, Amerika’da ve diğer birkaç ülkede beslenme düzeninin büyük bir bölümünü teşkil eder. Birleşik Krallık’ta tahıllar yaygın olarak ekmek, pilav, kahvaltılık gevrek, makarna ve kuskus şeklinde yenir. Tahıllar sağlıklı gıda olarak tanıtılır. 2005’te hükümet “iyi yeme” için sekiz öneri listeledi. Bu listedeki ilk öneri, “Yemeklerinizde nişastalı gıdaları temel alın” şeklindeki öneridir (1). Bize tahıl bazlı gıdalar yemenin, yağ içerikli gıdalar yemeye tercih edilir olduğu söyleniyor (2). Yağlardan uzak durmamızın söylenmesinin ana nedeni, yağın gram başına daha fazla kalori içermesidir. Bir gram yağ dokuz kalori içerirken, bir gram karbonhidrat yaklaşık dört kalori içerir (yağ daha enerji yoğun gıdadır). Sadece…