Samuel, bana ereksiyon bozukluğu için başvuran yetmiş iki yaşında sıkı vücutlu bir adamdı. “Kırk dört yıldır aynı harika kadınla evliyim. Doktor, eşim hala bana gelin olduğu günkü kadar güzel. Fakat son iki yıldır, seks yapmaya yetecek sertlikte ereksiyon olamıyorum. Düzenli gittiğim doktorum bana piyasadaki şu… adını siz söyleyin… Ciaiis, Viagra ve Levitra adlı ereksiyon ilaçlarının üçü için de reçete yazdı ve hepsi bir miktar işe yaradı, fakat fark yaratacak kadar faydaları olmadı.” dedi.

Ona libidosunu sordum. “Ha, cinsel istek hala var, idare eder” deyip göz kırptı ve şöyle devam etti; “O kısımda sorun yok. Formda kalmanın başka yollarını bulduk,.. bilmem anlatabiliyor muyum… ve hala tatmin olabiliyorum. Fakat artık asla sertleşme olmuyor. Eskiden zaman zaman iyi bir ereksiyon ile uyanır veya mastürbasyon yapıp sertleşme sağlardım fakat artık olmuyor.”

Samuel’in cinsel isteğinin normal oluşu, çoğu zaman ‘erektil disfonksiyon’ teknik terimin kısaltması olarak ED dediğimiz ereksiyon sorunlarının düşük T’den kaynaklanmıyor olabileceğini düşündürdü. Samuel’in ED’sinin başka nedenleri vardı. Hipertansiyon da yüksek kolestrol da vasküler hastalığa katkı sağlayabilir ve dolayısıyla ED’ye yol açabilir. Samuel bazen ED’ye katkı sağlayabilen sorunlara yönelik birkaç reçeteli ilaç da kullanıyordu. Samuel’in yaşı ve sağlık koşulları göz önünde tutulursa, yaşadığı ereksiyon sorununun kan damarı problemlerinden, özellikle de aterosklerozdan kaynaklandığını düşünmek mantıklı olacaktır. Muayenehanemde gerçekleştirilen testler, gerçekten de Samuel’in penise giden damarlarda biraz kötüleşme olduğunu gösterdi. Ayrıca kan testleri de testosteron seviyelerinin düşük olduğunu ortaya koydu.

Samuel test sonuçları hakkında görüşmek için geri geldiğinde, ona ED sorununun en az iki muhtemel nedeni olduğunu, bunlardan birinin yetersiz kan damarı, diğerinin ise düşük T seviyesi olduğunu açıkladım. Samuel’in testosteron seviyesini normale döndürmenin tıkalı arterleri düzeltme ihtimali son derece düşük olacak, fakat bu yine de ereksiyonlarına yardımcı olabilecekti.

Samuel tedaviyi kabul etti ve tedaviye başladıktan üç ay sonra geri geldi. Odaya girdiğimde “İyi iş başardın doktor” dedi ve  “Testosteron bir sayı turu vurdurmasa da (beyzbolda en değerli vuruş) en azında artık kale kapıyorum.” diye şaka yaptı. “Testosterona başladığımdan beri fark ettiğim şey, daha çabuk tahrik olmam ve penisimin eskisinden daha fazla sertleşmesidir. Bence hala herhangi bir yardım almadan seks yapmama yetecek derecede sertlik yok. Ancak önemli olan, şu an hapların işe yarıyor olması (neredeyse her seferinde). Hap almayı hatırladığım sürece yine seks yapabiliyorum.”

Bölümün başında bahsettiğim gibi, erkeklerde düşük T’nun bir semptomu olurken diğerlerinden hiçbiri olmayabilir. Samuel için durum öyleydi. T seviyesinin ayırıcı özelliği olan libidosu düşük T seviyelerinden etkilenmemişti ve T seviyeleri yükseldiğinde herhangi bir değişiklik fark etmemişti. Buna rağmen Samuel’in ED’si, düşük T’den kaynaklanan bir unsura sahipti. Görünüşe bakılırsa, erkekler düşük T’nin çeşitli semptomlarının her biri için ayrı “termostatlara” veya eşiklere sahip.

İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan son çalışmalar, penisin korpus kavernozasında (ereksiyonun gerçekleştiği odacık) testosteron reseptörleri olduğunu gösteriyor. Bu reseptörler, ereksiyon sürecinde rolü olan kimyasal sinyaller gönderirler. Öyleyse, ereksiyon artırıcı haplarla tedavi görmüş olan ED sorunlu erkeklerde testosteron tedavisinin ereksiyonu kurtardığının gösterilmesi şaşılacak bir durum değildir.

Sildenafil (Viagra) ile tam doz tedavisine cevap vermeyen erkekler üzerinde yapılan bir çalışmada, düşük T tedavisi sonucunda erkeklerin üçte biri başka bir ilaç almadan cinsel ilişki kurabilmiş, diğer üçte biri testosteron tedavisinin yanı sıra ereksiyon hapları ile seks yapabilmiş, son üçte biri ise hala seks yapamamıştı. Testesteron tedavisi, ereksiyon sorunu olan birçok erkek için etkili bir tedavi olabilir.

Yorum bırak