1 ) Hamilelik döneminde ki beslenmenin anne üzerinde ki etkileri

Hamilelik dönemi süresince beslenme, anne adaylarının üzerinde dikkatli bir şekilde durmaları gereken, önemli bir konudur. Sağlıklı ve konforlu bir hamilelik süreci geçirmek, hamilelik dönemine ait belirtileri yaşamamak ya da daha az yaşamak, bebeğinizin olması gereken kiloya ulaşmasını ve dünyaya gerekli besin depolarını oluşturabilmiş bir şekilde gelmesini sağlamak için beslenme düzeninize dikkat etmeniz gerekmektedir.

Aynı zamanda rahat bir lohusalık dönemi geçirmek, lohusalık dönemi içerisinde bebeğinize vereceğiniz sütün kaliteli olmasını sağlamak amacı ile hamile olmadan önce, beslenme alışkanlıklarınızı hamilelik döneminde yeniden gözden geçirilmesi gereklidir.

Hamileliğinizin son evrelerinde bulunsanız bile, beslenme ile alakalı yapacağınız düzenlemeler, bebeğinizin doğumun ardından ilk 6 aylık süre içerisinde, ihtiyaç duyduğu demir ve vitamin depolarının meydana gelmesine destek olacaktır.

Hamilelik dönemi; günlük kalori, ihtiyaç duyulan sıvı tüketimi, protein, vitamin, mineraller, temel ve eser elementlerin gereksinimlerinin arttığı bir dönemdir. Artan bu ihtiyaçların karşılanması amacı ile, vücudunuz size çok fazla durumda yol gösterecektir. Açlık ve tokluk merkezlerinin, hamilelik ile uyumlu olması amacı ile, değişen özellikeri sayesinde, bu gereksinimlerinizi karşılamış olacaksınız.

2 ) Hamilelik döneminde önerilen beslenme tarzı nedir?

Hamilelik süresince önerilen beslenme tarzı, bütün temel besin maddelerinden tamamının, gerekli oranda ve rutin bir şekilde alınması şeklindedir. Alınması gereken ana besin maddeleri, şeker ve yağ seviyeleri çok olan besinler haricinde, hepsinin her gün belli bir miktarda mutlaka tüketilmesi gerekmektedir. Şekerler ile yağ seviyeleri gereğinden fazla olan besinler (yağların temel besin maddeleri içerisinde önemleri fazladır. Burada bahsedilen fazla “yağlı” yiyeceklerdir) ise, besleme fonksiyonları az ve kalori oranları oldukça fazla olan besinlerdir. Bu besinlerin size ve bebeğinize herhangi bir yararı bulunmamaktadır.

3 ) Zorla da olsa yemeyin

Hamilelik sürecinin ilk 3 aylık dönemi içerisinde, bebeğin organları oluşacağı için, anne adaylarının canları istemese bile, zorla yemek yemesi gerektiğine inanmaları oldukça fazladır. Halbuki, bu 3 aylık süreç içerisinde, bebeğin beslenme gereksiniminin en az olduğu bir dönemdir. Bu dönem boyunca kendini gereğinden çok zorlayan anne adayları haricinde, çok fazla anne adayı, meydana gelen bulantı ve iştahsızlık nedeni ile iyi beslenemedikleri için, bu 3 aylık dönemi kilo almadan tamamlarlar.

Hamilelik döneminin ilk 3 aylık süreci içerisinde, bebeğin günlük gereksinimi çok az olduğundan dolayı, hastanede tedavi gerektiren özel beslenme bozukluğu sorunları haricinde, bebeğin az beslenilmesinden etkilenmesi pek te mümkün değildir.

4 ) Vitamin takviyesi, doğal beslenmenin yerini tutar mı?

Hiç bir besin takviyesi veya vitamin desteği, doğal yollar ile beslenmenin yerine geçemez. Doğal olarak, gerçekleştirdiği etki de aynı olmaz. Bugün için, bizim bildiğimiz ve suni bir şekilde elde edilerek kullanmaya hazırlanan vitamin ve diğer maddelerin haricinde, şuan için var olduğundan haberimizin dahi olmadığı, çok fazla madde ve vitaminin bulunduğu tahmin ediliyor.

Anne sütünün, hiçbir şekilde taklidinin yapılamaması gibi, hiçbir madde karışık beslenme neticesinde, vücudumuzda gıda maddelerinin oluşturduğu etkiyi kesin bir şekilde oluşturamaz. Bu nedenden dolayı, hamilelik dönemi boyunca vitamin takviyesini alsak bile, iyi bir şekilde beslenme alışkanlıklarımıza devam etmeliyiz.

5 ) Sıvı ihtiyacı meyve suları ile karşılanabilir! 

Bu, çok fazla yapılan hatalardandır. Sıvı tüketimini arttırmanın en iyi yolu, daha faza su içmektir. Piyasada satılan ve içerisinde çok fazla katkı maddeleri yer alan meyve suları ilk sırada olmak üzere, evde yapılan taze sıkma meyve suları da, çok fazla kalori içerdiğinden dolayı, gün içerisinde alınan kaloriyi olmadık yere arttırırlar. Aynı zamanda meyve suyu içmek, meyveyi taze taze yemenin yerine geçmez. Fakat meyve yenildiği an alınan lif maddeleri, bağırsakların düzgün bir şekilde çalışmasına önemli derecede yardımcı olur. Bu nedenden dolayı, hamilelik dönemi boyunca meyveleri taze olacak şekilde yemeye ve çok fazla su içmeye gayret edin.

6 ) Süt içmeyen anne adayları

Süt içememeniz halinde, mutlaka kalsiyumu yetersiz bir şekilde aldığınız anlamına gelmemektedir. Vücudun gerek duyduğu kalsiyumu, süt ürünlerinden de aynı şekilde temin edebilirsiniz. Peynir, yoğurt ya da diğer süt ürünlerini, beslenme programının içine dahil ederseniz, hiç süt içmeseniz bile, günlük gereksiniminiz olan kalsiyumu karşılamış olursunuz.Bir diğer seçenek olarak ta, laktozlu süt olabilir. İçeriğinde laktoz olan sütler, sütün içinde bulunan laktozu parçalayarak, sütün besleyici olan etkenlerinde her hangi bir farklılık yapmadan, bu kaliteli besin maddesinden yararlanılmasını sağlayabilir.

Süt ya da süt ürünlerinden hiç birini kullanamamanız halinde, ek olarak kalsiyum takviyesi alınmasını gerekir.

7 ) Vejetaryen anne adayları için hamilelik döneminde beslenme

Vejetaryen diyet programı uygulayan hamile anne adaylarında ortaya çıkan sorunlar, protein kaynaklarının alınması için tüketilmesi gereken besinler ve birçoğuna yakın hayvansal kaynaklı besin maddelerinden tüketilmesi gereken B12 vitaminin, gerekli oranda alınmaması durumundan kaynaklanır. Bu nedenden dolayı, vejetaryen olan anne adaylarının, dikkatli ve planlı bir yemek programı hazırlamaları ile beraber, bu konu hakkında doktorlarına danışmaları da gerekmektedir.

Katı vejetaryen diyeti uygulayan hamile anne adaylarının, hamilelik dönemi boyunca en azından süt, süt ürünleri ve yumurta gibi protein kaynaklarını bir şekilde tüketmeleri önerilmektedir. B12 kaynağını karşılamak için, vitamin ilaçlarından yararlanılması gerekmektedir.

2 Comments

  1. Iyi aksam lar hocam hamilelikte isirgan yemegini yemekte sakinca var mi

    • Jinekoloji.com Reply

      Merhaba,
      Isırgan otunun gebelikte kullanımı önerilmemektedir. Düşük riskinde artışa neden olabildiğine dair bilgiler vardır. Ancak gebelikte yapılmış kontrollü bir çalışma bulunmamaktadır. Trombositoz, diabet, hipertansiyon gibi hastalıkları olan ve kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde de bu tip bitkilerden özellikle uzak durması gerekmektedir.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

Write A Comment