İkinci çocuğuma 29 yaşında hamile kaldım. Eşimden sakladım bu durumu. İlk kızımızı çok seviyordu ve sevginin dağılmasını istemiyordu. İmkanlar, kızımızı büyütmeye yetiyordu ve zora girmek istemiyordu. Haklıydı tabii. Kızım da sürekli kardeş istiyordu. Bir gün hamile kaldım. Eşim öğrense, aldırmak isteyecekti. Ben kıyamazdım. O yüzden 10 hafta sakladım. Sonra söyledim. Çok sevindi tabii. Bir de ilerleyen dönemde erkek olduğunu öğrenince daha çok sevindi. Kontrollere giderken, isim vermeyeyim İstanbul’da bir özel hastaneye gidiyordum. Doktorum kadındı. Bana dediği şey, bebeğin yürüyemeyeceği ve zeka özürlü olduğuydu. Almak gerekiyormuş bebeği. Günlerce ağladım. Hamileliğimde sigara bile içtim bu yüzden. Hala pişmanlık duyarım. Sonra başka bir doktora gittik. Özürlü de doğsa doğuracaktım çünkü, benim bebeğimdi…

Gittiğimiz doktor, bebeğin çok sağlıklı olduğunu ve özür gibi durumların söz konusu olmadığını söyledi. Sevindim. Bir ay sonra bu hastane televizyona çıktı. O doktor kadın aslında hemşireymiş ve kaçak çalışıyormuş. Birine yanlış iğne yapması yüzünden yakalanmış. Haberlerde izlerken çok farklı hissettim. Ona güvenip bebeğimi aldırsaydım oğluma kavuşamayacaktım…

Hamilelik sürecim böyle kötü başladı işte… Sonra çok kilo aldım. Hamileliğimin sonlarında yürüyemez haldeydim. Duşa kabine bile sığmıyordum neredeyse. Sonra oğlum dünyaya geldi. Sezaryen doğumla. Sezaryen doğum çok kötü. İlk çocuğum normal doğmuştu. Hemen kucağıma aldım. Sezaryende kendime gelene kadar 2 hafta geçti. Dikiş izleri ağrıdı, karnım bir daha asla erimedi… Normal doğum yapma şansı olanlar kesinlikle sezaryen olmasın…

Bebeğimle ilk çocuğumu evde buluşturduğumda ise kardeş isteyen kız gitmiş, yerine kıskanç bir kız gelmişti. İçerden eşyalarını toplamış, poşetine pijamalarını koymuş. Ben bu evde fazlalığım diye evden ayrılmaya karar vermiş… Şimdi oğlum 18 yaşında, hayatta en iyi ablasıyla anlaşıyor. Allah herkese istediği evlatları versin İnşallah.

Yorum bırak