Kemik dokusu cansız bir doku değildir. Aksine canlı bir dokudur ve sürekli yıkım-yapım faaliyetleri içindedir. Dış etkilere açık bir dokudur. Kemikler sürekli yenilendikleri ve yapılandırıldıkları için kalsiyum, D vitamini gibi besinlere ihtiyaç duyarlar.

Bunun dışında egzersiz, spor gibi faaliyetlere ihtiyaç duyarlar. Ancak kemiklerin ihtiyaç duyduğu kalsiyumun ve D vitaminin temin edilememesi, spor yapmamak, beslenme düzeninin yetersiz olması, sigara kullanımı,alkol kullanımı gibi faktörler söz konusu olur ise, kemik yıkımı hızlanır ve yapım faaliyetleri yeterli olmaz.

Bu dış faktörler söz konusu olduğu zaman kişi, ne kadar iyi beslenirse beslensin, kalsiyum ve D vitamini temin etsin, gene de yıkın süreci tetiklenir. Bu noktada önemli olan sağlıklı yaşamaktır. Yıkım ve yapım olayı kendiliğinden olan doğal bir süreç olsa da, bu noktada önemli olan; bu iki sürecin dengeli bir şekilde meydana gelmesidir.

Şayet kişi sigara içiyor, hareketsiz bir yaşam sürüyor ise yıkım süreci daha fazla olmaya başlayacaktır. Bu sebeple de vücut kemik yapımı aşamasına geçemeden sürekli bir yıkım faaliyetinde olacaktır.

Bu sebeple de vücutta zaman içinde kemik kaybı yaşanmaya başlar. Bu da kemik erimesine yol açar.

Kemik kaybı meydana geldiğinde kemik yoğunluğunda azalma meydana gelir. Kemik yoğunluğunda meydana gelen bu azalma aslında kemik mineral yoğunluğudur. Bu aşamada ilk olarak hafif kemik kaybı baş gösterir. Kemik kaybı yani kemik erimesi ilerlediğinde ise osteoporoz sorunu ortaya çıkar. Şiddetli kemik erimesi sorununda yani osteoporozda kemikler güç kaybeder, zayıflar. Kırılmaya oldukça meyilli bir duruma gelir.

Osteopeni ve osteoporoz nedir?

Kemik kaybı meydana geldiğinde kemik yoğunluğunda azalmalar oluşur. Kemik mineral yoğunluğu ölçümü, diğer bir adı ile kemik taraması, neredeyse bütün hastanelerde yapılabilen oldukça kolay bir işlemdir.  Yapılan ölçüm ile kemik erimesinin derecesi belli olur.

Kemik yoğunluğunun belirli bir orana kadar azalmasına osteopeni adı verilmektedir. Kemik yoğunluğu daha da azaldığında ise osteoporoz meydana gelir. İki durumda da kemik kaybı mevcuttur.

Osteoporoz ile osteopeni arasındaki farklar nelerdir?

İlk olarak bilinmesi gereken Osteopeni ya da osteoporoz durumlarında kemiklerde belirli oranda güç kaybı meydana gelir. Bu sebeple de kemiklerde kırılganlık artar. Herhangi bir eşya kaldırıldığında ya da hafif darbelerde kırılmalar meydana gelir.  Osteopeni ise bu sürecin henüz başlangıç aşamasıdır. Kemik erimesinin henüz daha hafif seyrettiği bir süreçtir.

Şayet bu sorun erken zamanda teşhis edilmez ise kemik erimesi zaman içinde şiddetlenir ve osteoporoza doğru ilerler. Kemik erimesinin dönüşü yoktur. Kaybedilen kemik dokusunun tamamen geri kazandırılması mümkün değildir. Bu sebeple de olabildiğince erken zamanda bu konuyla ilgili önlem almak ve süreci yavaşlatmak oldukça önemlidir.

Osteopeni- Kemik kaybını teşhis etmek mümkün müdür?

Kemik dokularındaki yoğunluğun en fazla olduğu yaşlar; 25-30 yaşlarıdır. Bu süreçten sonra kemik yoğunluğu azalmaya başlar. Kemik kaybında meydana gelen kayıp özellikle menopoz döneminden sonra artış gösterir. Menopoz döneminde meydana gelen hormonal değişimler sebebiyle östrojen hormonunda azalma olur. Bu durumda da kemikler oldukça zayıf düşer.

  • Kimi zaman menopoz dönemi başlamadan, henüz genç yaşlarda kemik erimesi görülebilir. 
  • Erken yaşta kemik erimesi riskine sahip olan kişiler ise:
  • Çok zayıf olan kişiler,
  • Sigara kullanan kişiler,
  • Aşırı alkol tüketimi olan kişiler,
  • Beslenme düzeni yetersiz olan kişiler olarak sayılabilir.

Osteoporoz, yaşı ilerlemiş ya da orta yaşlı kişilerde herhangi bir kemik kırığı meydana geldiğinde şüphelenilmesi gereken ilk konu olmalıdır. Oldukça basit darbelerden dolayı kemik kırıklıkları meydana geliyorsa, bunun sorumlusu kemik kaybıdır.

Kemiklerde,kemiklerin gereksinim duyduğu kadar mineral yani tuz birikimi mevcut değilse osteopeni gelişmesi söz konusudur.

Osteoporoz teşhisi, kemik doku yoğunluğunun ölçülmesi ile koyulmaktadır. Fakat bu yöntem tek başına yeterli olmaz. Buna ek olarak, bel omuru ve uyluk kemiği boynunda uygulanan Kemik Yoğunluğu Tayini yapılmalıdır. 

Kemik kaybı tedavisi nasıl yapılır?

Kemik kaybının hafifletilmesi, kemik kaybına maruz kalınmasının önlenmesi ve tedavisi için kemik yapım sürecini destekleyecek kalsiyum ve D vitaminine oldukça önem vermek gerekmektedir. Bunun dışında beslenme düzeninin sağlıklı olmasına ve tüketilen yiyeceklere özen göstermeye çalışılmalıdır. 

Kemik erimesi için medikal tedaviye başvurulur. Medikal tedavide yani ilaç tedavisinde kemik yıkımın azalmasını sağlayacak olan:

  • kalsiyum,
  • bifosfonatlar,
  • raloksifen,
  • kalsitonin,
  • hormon replasman tedavisi uygulanır.

Bunun dışında kemik yapımın desteklenmesini sağlayacak olan:

  • Flor,
  • Paratiroid hormon,
  • D vitamini takviyeleri uygulanmaktadır.

İlaç tedavisi dışında, hastanın tedavi süresince beslenmesine dikkat etmesi, spor ve egzersiz yapması, güneş ışınına çıkması, hayat tarzını gözden geçirmesi oldukça önemlidir.

Kemik erimesi için yapılan testlerde, kemik erimesi sorunu çıkmış ise; günlük olarak alınan kalsiyum ve D vitamini takviyesi dışında destekleyici ilaçlara başlanır.  Kemik erimesi tedavisinde kullanılan ilaçlar farklıdır. Örneğin bir kadında, kalça kemiği erimesi sorunu mevcut ise, kullanılan ilaçlar farklı olmaktadır. Omurga kemik erimesi sorunu varsa, farklı ilaçlar kullanılmaktadır. Bunun dışında günlük, haftalık aylık ve yıllık olarak kullanılan ilaçlar da mevcuttur.

İlaç tedavisi dışında esas olarak hastanın hareket etmesi ve egzersiz yapması oldukça önemlidir.  Menopoz döneminden sonra her sene bir defa kemik erimesi ölçümü yapılmalıdır.

1 Yorum

  1. Tahsin Yaşar Öztürk Yorum yap

    Açıklamalarınız çok güzel.Çok teşekkür ederiz.Ancak elimdeki kemik ölçüm belgesinde birçok rakamlar yazılolmasına rağmen kemik yoğunluğunun Referans yoğunluğunun neolması gerektiğine dair bir açıklama göremedim.

Yorum bırak