Vücudumuzun neredeyse tüm temel işlevlerinin salgılanan hormonlarla düzenlenmesi, hormonlarda gerçekleşecek herhangi bir değişime karşı bizi bir hayli hassas hale getiriyor. Zira hormonlar ruhsal sorunların sebebi olabildikleri kadar fiziksel sorunların da baş müsebbibi olabiliyorlar. Prolaktin yüksekliği ise daha çok fiziksel belirtiler ile kendisini gösteren ve hem kadınlarda hem de erkeklerde sorunlara sebep olan faktörlerden bir tanesi.

Prolaktin Nedir, Ne İşe Yarar?

Prolaktin hormonu hipofiz bezimiz tarafından salgılanır ve genellikle süt hormonu olarak adlandırılır. Zira prolaktin olmadan annelerin bebeklerini besleyecek bir süt üretimi gerçekleştirmeleri mümkün olmaz. Her ne kadar erkeklerde de salgılanan bir hormon olsa da, henüz erkek bireylerde tam olarak hangi fonksiyonu düzenlediğine dair araştırmalar hala devam etmekte.

Prolaktin bir diğer yandan emzirme döneminde kadınların hamile kalamamasını sağlar ve bu açıdan annenin vücudunun yeni bir gebelik ile zorlanmasına engel olur. Prolaktin hormonu eksikliğinde bebek anne sütü ile beslenemeyeceği için pek çok sorun ortaya çıkar. Hormon, gebelik döneminin ikinci ayında giderek yükselişe geçer ve anne sütü bebeğin doğumuna kadar hazır bir hale gelir.

Normal zamanlarda prolaktin yüksekliği bir sorun olarak kabul edilirken, gebelik zamanında yüksek olması beklenir. Prolaktin yüksekliği adlı rahatsızlık ise gebelik dışı zamanlarda ortaya çıkan prolaktin salgısının yüksekliğinden kaynaklanmaktadır.

Prolaktin Yüksekliğinin Belirtileri

Prolaktin hormonu gebe olmayan kadınlarda yükseldiği zaman gebelik elde edememe, bebek olmadığı halde memelerden süt gelmesi, adet düzeninde bozulmalar gibi şikayetler ortaya çıkar. Erkeklerde ise bu durum memelerin büyümesi, iktidarsızlık ve cinsel istekte azalma olarak kendisini göstermektedir.

Prolaktin Neden Yükselir?

Prolaktin hormonu pek çok kişide fazla spor yapma veya aşırı stres altında kalma gibi durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Zira hipofiz bezi bu tip etkiler altındayken fazla uyarılabilir ve bu uyarı neticesinde hormonal üretimi de artar. Bu tip vakalarda genellikle ufak hormon düzenleyici ilaçlar vasıtasıyla hormon üretimi kontrol altına alınabilir.

Fakat Polikistik Over Sendromu, böbrek yetmezliği, siroz hastaları ve hipotroid rahatsızlığına sahip olan kişilerde de prolaktinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu rahatsızlıklara sahip olanların hastalıklarına doktorlarıyla bir çözüm bulmaları halinde prolaktin düzeyinin tekrar normal seviyelere inmesi beklenmektedir.

Ayrıca hipofiz bezinde tümör meydana gelmesi, prolaktini kontrol eden dopamin hormonunun düşmesi, çeşitli kalp ve tansiyon haplarının kullanımı da prolaktin düzeylerinin alışılmamış miktarlara gelmesine sebep olabilir.

Bu sebepler haricinde göğüs uçları uyarılan kadınlarda, göğüs bölgesine sert darbe alanlarda ve göğüs operasyonları geçirenlerde de hormonun düzeyinin artabildiği görülmektedir. Protein fazlalığından kaynaklı prolaktin yüksekliği ise genellikle vücut geliştirme ile uğraşan kadın ve erkeklerde ortaya çıkabilmektedir ve bilhassa cinsellik yönünden şikayetler ile ortaya çıkmaktadır.

Prolaktin Yüksekliğinin Tedavisi Nasıl Olur?

Prolaktin yüksekliği eğer bir hastalıktan dolayı kaynaklanıyorsa, o hastalığın tedavisine özel bir yöntemin takip edilmesi gerekmektedir. Zira hastalığın ortadan kaldırılmasıyla birlikte prolaktin düzeyleri tekrar normal seviyesine gelecektir.

Fakat herhangi bir hastalıktan değil de bilhassa stresten kaynaklanan bir prolaktin fazlalığında, yapılması gereken doktor kontrolünde sakinleştirici ilaçlardan faydalanmak ve tahmin edebileceğiniz gibi stresten uzak durmaktır. Pek çok hasta, sadece stresten uzak durarak 100 ng/ml gibi oldukça yüksek bir prolaktin düzeyinden 25 ng/ml gibi normal olan düzeylere inebilmektedir.

Her ne kadar prolaktin yüksekliği kendisini memelerde büyüme veya süt gelmesi gibi durumlarla gösterse de, kesin tanının koyulabilmesi için bir yahut iki adet kan tahlili talep edilebilmektedir. Bu yüzden prolaktin tespitinde bir uzman incelemesi elzemdir.

2 Comments

  1. Bilgileriniz icin cok tesekkurler gitmedigim doktor prof.Dr.Kalmadi fakat bi care bulamadilar bekar
    oldugum icinde müdahale yapamiyorlar ayrica hamile olamicam icinde rahatsizligim gecmiyo özel bir hastanede endokrinoloji ve kadin doğum doktorum var verdikleri ilaclar sunlar prolaktin yüksekliğinde dostinex adet duzenliği akintim icinde Cyclo progynova devamli
    bunlari kullandiğimi söyliyebilirim fakat akintilara adetimin duzenliliğine ilacda etki etmiyor bundan dolayi cok stress morel bozukluğu yasiyorum doktoruma söylediğimde takma gecicek dio ama 4 yildir gecmedi bu ilaclarda hamile kalmama sebep olurmu evlendiğim
    zaman yasimda 30 bunuda cok takiyorum Prof.Dr.M.Bülent bey tesekkurler…

    • Merhaba,
      Prolaktin yüksekliğine yönelik ve adet düzensizliğine yönelik olarak kullanmış olduğunuz ilaçlar gebe kalmanıza engel teşkil etmemektedir. Ancak adetlerinizin cycloproginova ilacı ile düzene girmiş olmasını bekleriz. Bu noktada ilaç kullanım şeklinizin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir ya da başka bir ilaç tercih edilebilir. Gebe kalmanız adet düzensizliğinizi düzene sokabilecek bir unsur değildir. Evlilik söz konusu olduğunda ise yumurtalık rezerviniz, rahim ve tüplerinizin durumu, eşinizin semen analizi sonucu değerlendirilerek size gebelik elde edebilmeniz adına önerilerde bulunulacaktır.
      Kadınlarda görülen her vajinal akıntı tedavi gerektirmez. Yapılan jinekolojik muayenenize göre akıntınızın tedavi edilmesi gerekiyor ise hekiminiz tarafından tedaviniz planlanacaktır. Sık tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarda vajinadan alınan örneklerde yapılan laboratuar incelemeleri ile enfeksiyon etkeni saptanır. Bakire olsanız bile bu tip kültürler yapılabilmektedir. Etken olan mikroorganizmanın tanımlanması tedavinin etkili olması açısından çok önemlidir. Uygun antibiyotik kullanımı ile genital enfeksiyonların tedavisinden sonuç almak mümkündür. Enfeksiyonunuz için uygun ilaç tedavisi verildikten sonra sık tekrarların önlenmesi için esas olan bu enfeksiyonlardan korunmaktır. Vücudunuzun ve yaşadığınız çevrenin temizliğine dikkat etmelisiniz. Genital bölgenin temizliğinde aşırıya kaçmamalı ve genital temizlik için kimyasal içeren ürünler kullanmamalısınız. Çünkü vücudun flora olarak adlandırılan bu koruyucu mikroorganizmalarının temizlik ile uzaklaştırılması enfeksiyonlara zemin hazırlamaktadır. Genital bölgeye deodorant sıkılması, kokulu tampon ve pedlerin kullanımı sakıncalıdır. Genital bölgenin nemli kalmamasına özen gösterilmesi gerekir; nem mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırır. Bu nedenle pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli ve dar giysilerden kaçınılmalıdır.
      Saygılarımla,
      Prof. Dr. M. Bülent Tıraş

Write A Comment