Ellie ve Dan 60’lı yaşlarına girip emekliliği dört gözle beklerlerken, Ellie çoğu zaman Dan’nın devam eden seks yapma isteğinin kendisini sinirlendirdiğini fark eder. “Tüm bu işlerden yorulduğumu düşünmüştüm.” der. “Niçin Dan da yavaşlayamıyor? Seks yapmamanın benim için kesinlikle sakıncası yok fakat Dan için durum öyle değil.” Ellie sonunda libidosu canlandırmakla ilgili görüşmek için bana geldi fakat bunu kendisi için değil, eşi için yaptı. Şüphe içindeydi fakat testosteron da dahil olmak üzere biyo-özdeş hormonlar verilmesi ve bir deneme yapılması konusunda istekliydi.

Ellie üç ay sonra yüzünde utangaç bir gülüşle takip randevusu için geri geldi ve şu itirafta bulundu; “Buna inanamıyorum, cinsel yaşamımı bana geri verdiniz. Eşim de ben de çok mutluyuz.” Bir yıl önce Karayipler’e bir gemi yolculuğu yaptıklarını ve sekse ilgi duymadığı halde Dan tarafından insafsızca sekse zorlandığını hissettiği için mutsuz bir gezi olduğunu açıkladı. Son günlerde başka bir gezi için Avrupa’ya gittiler ve bu sefer Ellie şunları söyledi; “Tek kelimeyle muhteşemdi. Eşimle yine seks yapıyorum ve onun yaptığı kadar çok seks yapmak istiyorum. Fakat bunun en iyi tarafı, seks bizi birbirimize daha fazla yaklaştırıp daha içten bir ilişkiye geri döndürdüğü için, yine birlikte kahkahalar atıp eğleniyor olmamız.”
Bu bölümü ‘Testosteron—Sadece Erkekler için Değil’ şeklinde adlandırabilirdik. Erkeklerde testosteron seviyeleri yüksek olsa da, bu hormon kadınlar için de aynı derecede önemlidir ve her iki cinsiyet için de sağlıklı bir libidonun temel bir öğesidir. Bununla birlikte, testosteronun fiziksel uyarım hormonu olduğunun bu bölüm boyunca akılda tutulması önemlidir. Ruhsal ve duygusal olarak seks yapma isteği yoksa, dünyadaki tüm testosteronlar bir araya gelse de kaybedilen bir libidoyu geri kazandırmayacaktır. Ve bir libido eksikliğinin sebebi ilişkideki duygusal sorunlar ise, testosteron sadece kaybedilen libidoyu geri kazandırır ve sonrasında da kazanılan libido ilişkinin dışındaki bir kişiye yöneltilebilir.
Gördüklerim içinde testosterona en çok ihtiyacı olan kadınlar, histerektomi geçirenler ve yumurtalıkları alınanlardır. Bu çok beklenmedik ve şiddetli bir değişikliktir, çünkü hormon seviyeleri bir uçurumdan düşer gibi azalır. Libidosu iyi durumda olan 30’lu veya 40’lı yaşlardaki bir kadın, rahmi veya yumurtalıkları alındıktan sonra bana gelip “Aman Allah’ım, ameliyattan sonra gözlerimi açtığımda artık her şey çok farklıydı.” diyecektir. Bu kadınlardan çoğu, kaybettikleri şeyin yerine genellikle östrojen, progesteron ve testosteron olmak üzere biyo-özdeş hormonlar koyulduğunda çok iyi halde gelir.

Testosteronun Biyokimyası

Testosteron bir androjen veya erkeklik hormonudur fakat aynen erkeklerin az miktarlarda östrojen üretmesi gibi, kadınlar da az miktarda androjen üretirler. Testosteron üretimi bir kadının adrenal bezlerinde, yumurtalıklarında ve yağ hücrelerinde gerçekleşir ve 20’li yaşlarında en üst seviyede olur. Sonrasında diğer hormonlarda olduğu gibi testosteron seviyeleri de yaşla birlikte düşer fakat bu düşüş östrojen ve progesterondaki kadar olmaz. Aslında bir kadının yumurtalıkları ve adrenal bezleri, 70’li yaşlarında ve daha ileri yaşlarında da testosteron üretmeye devam edebilir.

Rancho Bernardo Çalışması (RBS), biyolojik olarak kullanılabilir veya serbest testosteron seviyelerinin yaşla birlikte yükseldiğini, 70-80 yaş arası dönem için menopoz öncesi seviyelere ulaşıp sonrasında nispeten istikrarlı seviyelerde olduğunu gösterdi. Kadınlarda, testosteronların yaklaşık %25’i yumurtalıklar tarafından, %25’i adrenal bezleri tarafından, %50’i ise dönüşümlü olarak androstenedion (bir androjen) veya vücut yağındaki DHEA tarafından üretilir. Androstenedion eşit olarak adrenal bezlerinden ve yumurtalıklardan türetilir, yani genel olarak bir kadının testosteronlarının yarısı yumurtalıklardan gelir. menopoz öncesi kadınlardaki toplam günlük testosteron üretimi yaklaşık 300-500 mikrogramdır (0.3 – 0.5 mg). Kanda dolaştığında, testosteronların yaklaşık %80’i seks hormonu bağlayıcı globüline (SHBG), %19’u ise albümine bağlıdır. Sadece geri kalan %1’i bağlanmamış veya “serbesttir.” Vücut sadece serbest testosteron kullanabilir.
Bazı kadınlarda testosteron çabucak göğüs hassasiyeti ve kilo alımı gibi östrojen baskınlığı semptomlarına neden olabilen, östradiol olarak bilinen östrojene dönüştürülebilir. 6. Bölüm’de bu dönüşümün engellenmesi için öneriler mevcuttur.

testosteron-nedir
Bir Kadındaki Testosteron Eksikliğinin Muhtemel Semptomları

  • Libido eksikliği
  •  Orgazma ulaşamama
  •  Düşük enerji
  •  Bilinç bulanıklığı, konsantre olamama veya odaklanamama
  •  Kas eksikliği, kas güçsüzlüğü
  •  Kemik erimesi
  • Yavaş metabolizma, kolayca kilo alma
  •  Kolayca ağlama (en basit şeye)
  •  Kolayca gücenme, aşırı alınganlık
  •  Depresyon
  •  Ürkeklik, çekingenlik, yeni şeyleri denemeye korkma
  •  Kaymış organalar—rahim, mesane
  •  İdrar kaçırma

Aşırı testosteronu olan kadınlar, saç dökülmesi, vücutta aşırı tüylenme, akne, polikistik over sendromu (PCOS) ve çabuk öfkelenme ya da “huysuzluk” gibi semptomlar gösterebilirler. Testosteron enerjiyi artırdığı için “uyarıcıdır” fakat bunu yaparken adrenal bezlerini hızlandıracaktır ki bu da yorgun adrenal bezleri olan kadınlar için zarar verici olabilir. Bu otomobiliniz boştayken gaza basmak gibidir. Ek testosteron kullanımı adrenal bezlerinin hızının artmasına neden olur fakat yeterli adrenal salgısı rezerviniz yoksa, kendinizi daha kötü hissedersiniz. Çok az adrenal salgısı rezerviniz varsa çok kısa bir süre için kendinizi harika hissedecek fakat dört ila altı hafta içinde sahip olduğunuz şeyi tüketip çökeceksiniz.

Testosteron, PCOS ve Kalp Hastalığı

Bazı doktorlar kadınlara testosteron yazmak istemezler, çünkü polikistik over sendromu (PCOS) ve kalp hastalığı riskini artırabileceğini düşünürler. Kadınlar ve testosteron konusunda kafa karışıklığı vardır, çünkü polikistik PCOS ve diyabeti olan kadınların testosteron seviyeleri normalden yüksektir ve diyabeti olan kadınlar neredeyse her zaman kalp hastasıdırlar.
Araştırmalar, bel çevresinde çok fazla yağ olan diyabet ve/veya kalp hastası kadınların yükselmiş testosteron seviyelerine sahip olmaya yatkın olduklarını gösteriyor. Ancak yüksek testosteron seviyeleri obezite ve diyabetten kaynaklanır (obezite ve diyabet yüksek testosteron seviyelerinden kaynaklanmaz). Testosteron bir anabolik hormondur, yani kas ve kemik oluşturur, iyi bir dolaşımı destekler, insülin ve kortizol gibi hormonların etkilerini dengeler. Çok fazla şeker ve rafine karbonhidratlar yediğimizde ve tepki olarak çok fazla insülin ürettiğimizde, vücut daha fazla testosteron üreterek bunu dengelemeye çalışır. Aynısı kortizol için de geçerlidir. Gergin olduğumuzda ve kortizol seviyelerimiz kronik olarak yükseldiğinde, vücut daha fazla testosteron üreterek tepki gösterir.
Her ikisi de zararlı olmak üzere, metiltestosteron gibi sentetik testosteronların kullanılması ve çok yüksek dozların kullanılması, kadınlar ve testosteron üzerine yapılan araştırmaları daha karmaşık bir hale getirdi. Tüm hormonlarda olduğu gibi, hem çok fazla hem çok az testosteron zararlı olabilir. Her zaman olduğu gibi denge arıyoruz.
Kilosu normal olan, diyabet ya da kalp hastalığı olmayan ve testosteron eksikliği olan kadınlarla yapılan araştırmalar, kadınların azalan kalp hastalığı risk faktörleri, artan kas kütlesi ve kilo kaybı dahil olmak üzere çeşitli yollarla bu durumun faydasını gördüklerini ortaya koydu.

Testosteron eksikliği hisseden kadınlar

Hormonlar yaşla birlikte azalırken, bazı kadınlar diğerlerine göre testosteron eksikliğini daha fazla hissederler. Bunlar testosteron-baskın olarak adlandırdığım kadınlardır. Testosteron-baskın kadın, ince ve atletik bir vücuda sahip olmaya ve dünyaya daha mantıksal ve ciddi bir bakış açısıyla yaklaşmaya meyillidir. Örneğin başarılı bir avukat ve yönetici olan ve iş seyahatleri yapan Susan, testosteron-baskın hastalarımdan biridir. Çok ince yapılı ve küçük göğüslüdür ve oldukça kendinden emin ve iddialı bir kişiliğe sahiptir. Bana hormon dengelemek için geldiğinde ve nispeten daha yüksek dozda testosteron alana kadar halinden memnun değildi.
Testosteron ayrıca duygusal kalkan olarak adlandırılan şeyi de sağlar. Erkekler kadınlar kadar ağlamazlar ve bunun testosteronla çok ilgisi vardır. Perimenopozal kadınlar “Birden bire her şeye ağlıyorum” diyeceklerdir. Bu hormonal dalgalanmalardan, östrojen baskınlığından ve testosteron eksikliğinden kaynaklanabilir.
Uzun süreli kronik stres ve adrenal yorgunluk yaşadığımızda, kortizol teminimiz yetersiz kalır ve vücut kortizol için hem progesterondan hem testosterondan fedakarlık yapar. Gördüğüm kadarıyla kortizol teminimiz yetersiz kaldığında progesterondan fedakarlık yapılır, progesteron teminimiz yetersiz kaldığında ise testosteronumuzdan fedakarlık yapılır. Aynı anda hem adrenal yorgunluğu, hem östrojen baskınlığı hem de testosteron eksikliği olan pek çok perimenopozal kadın gördüm. Bunlar daha önce tanımladığım “tükenmiş” kadınlardır.

Ne Zaman Testosteron Kullanılır?

Yumurtalıklarını aldıran kadınlar, sağlıklı olmaları, gelişmiş kas kütlelerine ve oldukça iyileşmiş bir cinsel yaşama sahip olmaları bakımından testosteron replasmanı tedavisinden çarpıcı biçimde fayda görürler. Bu araştırmalarla iyice anlaşıldı. Meşhur Rancho Bernardo Çalışması, yumurtalıkları alınan kadınların yumurtalıkları olan aynı yaştaki kadınlara göre %40 daha düşük testosteron seviyelerine sahip olduğunu gösterdi. Peki ya hala yumurtalıkları olduğu halde düşük testosteron semptomları gösteren kadınlar? İlk adım, hormon seviyelerinin test edilmesidir ve ben her şeye rağmen testosteron yazmada acele etmem.
Kadınlar perimenopozal veya menopozal olduklarında, kendilerini her zaman yorgun hissettiklerinde, iyi beslenmediklerinde ve egzersiz yapmadıklarında testosteron seviyelerinin test sonuçları biraz düşük de çıksa, genellikle testosteron önermeden önce ilk olarak yaşam tarzı konularına değinirim. Bu kadınlar,
hormon dengesizliği ve stresin yorgunluğa sebep olduğu o girdaba yakalanırlar ve dolayısıyla egzersiz yapmayı bırakıp daha fazla abur cubur yiyerek kilo alırlar ve hatta daha fazla yorulur ve bu sırada özsaygılarını hızla kaybederler.

Çoğu zaman yaşam tarzı değişikliklerine sadece progesteron eklemek, libidonun geri kazanılması için yeterlidir. Progesteron, kortizol üretimini destekler ve östrojen etkilerini dengeler. Ayrıca gergin fakat yorgun olan kadınlar için yararlı olan bir sakinleştirme etkisine de sahiptir. Bu yaklaşım çoğu kez testosteron seviyelerini düzeltir.
Yaşam tarzı meselelerini yoluna koyduğumuzda, gerçekten eksikliği olan bir kadına testosteron vermek gerçekten de onun metabolizmasını, enerjisini, libidosunu ve hayata bakışını daha iyi bir hale getirebilir. Çalışmalar, testosteron ile tedavi edilen kadınların özsaygılarının geliştiğini ortaya koydu.

Testosteron Nasıl Kullanılır?

Testosteron sadece reçete ile temin edilebilir. Enjeksiyon, krem veya jel, dil altı damlalar, ağızdan alınan haplar, deri altından enjekte edilen peletler ve yuvarlak yassı haplar (dil altı) şeklinde alınır. Kremler ve jeller, cilt üzerine veya vajinal olarak kullanılabilir.
Menopoz öncesi bir kadının yumurtalıkları herhangi bir yerde günlük 0.3 ila 0.5 mg testosteron üretebilir ve dolayısıyla kadınlar için olan dozlar ve uygulama yöntemleri oldukça farklılık gösterir. Örneğin testosteron baskın tipte bir kişi olmayan ve krem veya jel kullanmak isteyen küçük yapılı bir kadın için günlük 0.5 mg ile başlayabilir ve gerektiği biçimde bu dozu artırabilir veya azaltabilirim. Araştırmalar, günlük sadece 0.15 mg’lık transdermal testosteron dozunun, “serbest” testosteron seviyelerinin beş kat artırabileceğini gösterdi. Fakat bir kadının ürettiği testosteron miktarı çok az olduğundan, fark edilebilir etkileri olacak kadar büyük bir artış veya düşüşe neden olmaz.
.
Testosteron peletlerini nasıl kullanacağım konusunda çok dikkatliyim, çünkü pelet bir kez cildin altına girdiğinde bir daha dışarı çıkmaz ve yaklaşık üç ay varlığını devam ettirir. Çok fazla testosteronu olan kadınların saçlarının çok fazla döküldüğünü, çok kaygılı olduklarını, uykusuzluk çektiklerini ve çabuk sinirlendiklerini gördüm. Aşırı testosteron adrenal bezlerini hızlandırıp sonuçta yorgunluğa neden olabilir ve östrojene çevrilip anksiyeteye neden olabilir. Testosteron peletleri alan kadınlarda bu tür semptomlar fark ettiğimde, kendilerine testosteronun östrojene dönüşmesini engelleyen bir bitki olan Chrysin veririm. Pellet kullanmayan kadınlarda, semptomlar belirdiğinde doz hemen azaltılıp semptomlar hızla halledilebilir.
Testosteron enjeksiyonu, kendilerine haftada bir kez deri altından enjeksiyon yapmak isteyen kadınlarda çok işe yarayabilir. Bu enjeksiyonların avantajı, bir kadının semptomlara bağı olmak üzere dozunu kolayca ve doğru biçimde azaltıp çoğaltabilmesidir. Örneğin bıyığı çıkar ve çabuk sinirlenmeye başlarsa, dozu azaltabilir. Enerjisi ve libidosu azalırken dozu artırabilir.
Kadınlar testosteron almaya istekli değillerse, bazen öncelikle adrenal bezlerinde üretilen bir steroid hormonu olan DHEA almayı denemelerini öneririm. DHEA takviyeleri alan kadınlarda bunun çoğu zaman testosteron seviyelerini bazen de östrojen seviyelerini artırdığını gördüm. Kadınların günlük DHEA’ya ihtiyacı sadece 5-10 mg’dır. Bu düşük dozda bile, DHEA’nın östrojen seviyelerini çok fazla yükseltmediğinden emin olmak için hormon seviyelerini test etmek iyi bir fikirdir. Reçetesiz temin edilebilen DHEA alan kadınların, varsa östrojene dönüşümün dengelenmesi için onun yanında her zaman progesteron da almaları gerekir.
DHEA testosteron ve östrojen seviyelerinin güvenilir ve tutarlı bir şekilde yükseltmez. Hormon dengesine en ideal yaklaşım, her hormonun takviyesini ayrı yapmaktır.

Testosteron—Dikkatli Yaklaşım

Testosteron libidoyu geri kazandırma bulmacasının değerli bir parçası olabilir fakat gereken önem verilerek muamele edilmesi gerekir. Bu ürkek, zihni bulanık, yorgun ve seks yaşamı olmayan bir kadın için birden (bazen dört saatte) kendinden emin, odaklanabilen, enerjik ve seksi bir hale gelmek heyecan verici olabilir. Fakat aşırıya kaçıldığında, testosteron anksiyete, uykusuzluk ve sinirlilik meydana getirebilir ve östrojen baskınlığına ve artan kalp hastalığı risk faktörlerine neden olabilir. Testosteron kullanan kadınların, yaklaşık her üç ayda bir hormon seviyelerini test ettirmeleri ve aşırı testosteron ile östrojen baskınlığı semptomlarının bilincinde olmaları gerekir.

Yorum bırak