Testosteron, ereksiyonlara yardımcı olan iki önemli etkiye sahiptir. Birincisi, uyarıcı düşüncelerin ve hislerin omurilikten penisin kan damarlarına iletilen sinir sinyallerine dönüşmesini sağlayan, beyindeki cinsel merkezler üzerindeki etkileridir. İkincisi, bir ereksiyon meydana getirilmesine katkıda bulunan kimyasalların üretilmesini sağlayan, penisteki direkt etkileridir.

Testosteron ve Kaslar

Testosteronun kaslar üzerindeki etkisi, sıradan bir kadına kıyasla sıradan bir erkeğin daha güçlü olmasının, daha hızlı koşmasının ve daha belirgin kaslara sahip olmasının nedenini kısmen açıklar. Kariyerlerinin zirvesinde olan atletlerin ve vücut geliştiricilerin anabolik steroid alarak itibarlarını riske atmalarının nedeni, bu maddelerin gerçekten işe yarıyor olmasıdır. Kas hücreleri, daha yüksek testosteron seviyelerine boyutlarını ve güçlerini artırarak tepki verirler. Ve yıllardır olgun bir bireyde yeni kas hücrelerinin oluşamayacağına inanılmış olsa da, artık testosteronun etkisi altında gerçekten yeni hücrelerin oluştuğunu gösteren kanıtlar var.

Ancak bununla birlikte, steroidlerin kötüye kullanımı ile testosteronun testosteron eksikliği olan erkeklerin tedavi edilmesine yönelik tıbbi kullanımı arasında önemli bir fark var. T tedavisinin amacı fizyolojik replasman, yani testosteron seviyeleri çok düşük olan bir kişide testosteronu normal seviyelere döndürmektir. Oysa atletler ve vücut geliştiriciler, normal erkeklerde bu güne kadar tespit edilen en yüksek T seviyelerinden çok daha yüksek seviyelerde steroid alırlar. “Normale dönüş” dönemlerinin izlediği nispeten kısa patlama süreleri için tek seferde birden çok kimyasal maddeyi bir arada kullanırlar.

Normal T replasmanı ile steroidin performans artışına yönelik kötüye kullanımı arasındaki bu fark ince bir fark gibi görünebilir, fakat oldukça önemlidir. Atletler ve vücut geliştiriciler, normalde imkansız olan sonuçlar elde etmek için, normal seviyelerin çok üstünde testosteron benzeri bileşikler kullanırlar. Düşük T’li erkekler, T seviyelerini normal aralığa yükseltmek ve hormon eksikliği olmadığında sahip olacakları potansiyeli yakalamak için tedavi görürler.

Testosteron ve Yağ

Testosteronun pek bilinmeyen özelliklerinden biri de, vücuttaki yağ hücrelerine etki ederek vücut yağını azaltma eğilimi sergilemesidir. T seviyesi düşük olan erkeklerin çoğu zaman orta bölgeleri aşırı kiloludur. Trunkal obezite olarak adlandırılan bu durum, yağlı meme dokusu da içerebilir. Testosteron tedavisi çoğu zaman bu bölgelerdeki yağ miktarını azaltarak, göğüs dokusunu küçültüp bel ölçüsünü düşürebilir.

Elbette ki testosteron neresinden bakılırsa bakılsın obezitenin çaresi değildir. Bir erkeğin testosteron seviyesi ne olursa olsun, kullandığından daha fazla kalori alması halinde fazlalık kaloriler yağa dönüşecektir. Fakat birbirini izleyen çalışmalarda, testosteron ile tedavi edilen hipogonadal (düşük T seviyesi için kullanılan teknik terim) erkeklerin yağsız vücut kitlesinde (kas) artış ve yağ kütlesinde azalma görüldü.

Testosteronun yağ dokularını etkileme mekanizması tam olarak anlaşılamamış olsa da, aktif bir araştırma alanıdır. Şimdiye kadar net olan, adipositler olarak adlandırılan yağ hücrelerinin kan dolaşımındaki vücut yakıtlarını kullanma biçiminin, testosteron tarafından değiştirildiğidir.

Testosteron ve Kemikler

On iki yaşındaki küçük kızım kemik erimesi yaşamamak için sütünü içip kalsiyum alması gerektiğini bildirdiğinde hoş bir şaşkınlık geçirdim. Kemik yoğunluğu ile ilgili bilgilerin 13 yaşından küçük çocuklara kadar ulaşmasından etkilenmiştim. Kadınlar ve kemik erimesi hakkındaki bu bilgi yaygın olsa da, sağlık bilincine sahip çoğu insan erkeklerin de kemik erimesi riski ile karşı karşıya olabileceğinden habersizdir. Bu risk özellikle düşük T’li erkekler için geçerlidir.

Bu durum testesteronun kemik yoğunluğu için önemli olduğu ortaya çıkıyor. Kadınların kemik erimesi riski ile karşı karşıya olmasının nedeni, menopozdan sonra östrojen seviyelerinin düşmesidir. Östrojen, kemik büyümesi ve bakımı için anahtar niteliğinde öneme sahip olan kimyasal maddelerden biridir. Kemik sürekli olarak yıkım ve yapım süreçleri geçirir ve östrojen bu dengenin sağlanmasına yardımcı olur. Testosteronun kemik üzerindeki etkisinin, kısmen östrojenin bir formu olan östradiole dönüşüm yoluyla, kısmen de direkt etki ile gerçekleştiği gösterilmiştir.

Çoğu çalışmada testosteron tedavisinin kalça ve omurgadaki kemik yoğunluğunu artırmasının yanı sıra, genellikle prostat kanseri tedavisinin bir parçası olarak testosteron seviyeleri düşürülen erkeklerin daha yüksek kemik erimesi ve kırılması riski altında olduğu da gösterilmiştir. Bu nedenle, belli bir süre T-düşürücü maddeler kullanacak olan erkeklerin çoğu, kemik yoğunluğunun dengelemesine yardımcı olan ilaçlar kullanmaya da başlayacaktır.

Mevcut öneriler, testosteron eksikliği olan erkeklerde bir kemik yoğunluğu testi yapılması yönündedir. Rakamlar düşük çıkarsa, değişikliklerin izlenmesi için testin her yıl tekrar edilmesi gerekir. Rakamlar normal çıkarsa, test iki yılda bir tekrarlanmalıdır.

Tüm Bunlar Dikkate Alındığında

Tüm bunlar dikkate alındığında, normal testosteron seviyelerine sahip olmanın niçin bu kadar önemli olabileceğini anlayabilirsiniz. Ancak bazı fonksiyonlarını ayrı ayrı tanımlarken, testosteronun vücut üzerindeki genel etkisini gözden kaçırmak çok kolaydır.

Bu işe ilk başladığımda beni gerçekten etkileyen şey, testosteron tedavisine cevap verdiklerinde erkeklerin ne kadar çok iyileştiğiydi. Erkeklerin bana başvurmalarının başlıca nedeni genellikle ED (ereksiyon bozukluğu) veya düşük libido olmak üzere bir tür cinsel işlev bozukluğu olmasına rağmen, aldığım beklenmedik ödüllerden biri, hastalarımdan pek çoğunun tedavi ettiğim semptomlarla doğrudan ilgili olmayacak şekilde kendini ne kadar iyi hissettiğini duymaktı. Hastalarımın çoğunluğu cinsel işlevlerinde iyileşme olduğunu ifade ederken, birçoğu da başka kazançları olduğunu ifade etti. Ruh halleri daha iyiydi, eşleri onları daha az sinirli buluyordu, spor salonundaki egzersizleri daha iyi hale gelmişti. Çoğu zaman kendilerini daha çok motive olmuş, daha neşeli ve daha enerjik hissediyorlardı.

Normal testosteron seviyesine sahip olmanın bir erkeğin kendisini en iyi şekilde hissetmesine pek çok şekilde yardımcı olabildiğini o zaman fark ettim ve o zamandan beri bunun ne kadar değerli bir şey olduğunu bilirim. T tedavisine başlamak üzere olan hastalarımı bir şalterin açılması gibi çarpıcı ve ani bir değişiklik hissetmeyebilecekleri konusunda uyarmama rağmen, çoğu zaman genel iyileşme etraflarındaki insanlar için çok bariz olur. Kronik huysuzluğu olan bir hasta yakın zaman önce bu durumu şöyle ifade etti: “Hala günlük iniş ve çıkışlarım oluyor. Ancak eşim, aile hekimim ve kalp doktorum testosteron tedavisine başladığımdan beri daha mutlu göründüğümü söylüyor. Hepsi aynı fikirdeyse, kesinlikle iyi bir şey oluyor demektir.”

Yorum bırak